Şifreniz yoksa boş bırakabilirsiniz
mirc indir

Aşk acısı geçer mi? Çivi çiviyi söker mi?

Anasayfa > Genel > Aşk acısı geçer mi? Çivi çiviyi söker mi?

aşk-acısı

 

Psikolojik Danışman Rukiye Karaköse kadinnews.com internet sitesi için kaleme aldığı yazıda aşk acısının nasıl geçeceğini yazmış. Biz de acı çeken okurlarımız için paylaşmış olalım:

Aşk acısından kurtulmanın ilk ve en önemli yolu bu acıyı yaşayıp bitirmektir. Bu acı veren durumun hemen geçmesini beklemeyin, aşk acısına hakkını verin. İzin verin bünyeniz bununla baş edebilmeyi öğrensin…

Bunu bir yakınımızın ölümünün ardından girdiğimiz yas süreci gibi düşünebiliriz. Kayıpların ardından psikolojik yapımızın buna alışması için bir süre geçmesi gerekir. İstesek de bu süreci kısaltamayız. Erkenden kendimizi toplamak isteyip çabalasak bile ancak duygularımızı “bastırmış” oluruz, bastırılan duygular ise kaybolmak yerine başka bir biçimde ve sağlıksız şekillerde dışarı çıkar.

Aşkınıza ait alışkanlıkları unutmak da zordur… Onun sizi artık hergün  aramayacağını bilmek hüzün verir. Telefonunuza sms geldiğinde refleks olarak bir heyecan dalgası sizi sarsa da bir anda bunun sönmesi, artık size sevgi sözcükleriyle dolu mesajlar göndermeyeceğini bilmek, e-postalarınızı, bildirimlerinizi kontrol ettiğinizde ondan bir iz görememek, yolda gördüğünüz kişileri ona benzetmek, sizin için anlamı olan bir şarkıyı duyup gözyaşlarınızı tutamamak gibi yaşantıların her biri acınızın tekrar katlanmasına sebep olur.

Yaşanan hüzün çok gerçek ve çok acı vericidir. Çoğu kişi bunu inkar etmeyi denese de bu acıyı yadsımak mümkün değildir.

Acı çekmeyi reddetmek ve mutluymuş gibi yapmak ciddi bir hata olur. Çünkü duygular sağlıklı şekilde yaşanıp dışa vurulmadığı takdirde derinlerimize bastırılır. Olup bitenleri inkar etseniz de hüznünüz bir yere gitmez, buharlaşmaz, yok olmaz. Sadece şekil değiştirir.

Aşkınız ve sevgi duygularınız zaman zaman O’na, kendinize ya da –varsa- üçüncü şahıslara yönelik yoğun bir öfkeye dönüşür. Bazen de pişmanlığa ve kendine acımaya dönüşen duygular bu defa insanın içini başka türlü yakar. Kişi, canı yandığı halde bunu belli etmemeye çalışarak “acımadı ki, acımadı ki!” diyen küçük çocuk gibi davranır. Umurunda değilmiş gibi yaptıkça aslında daha çok etkilenir.

Birini -artık- sevmiyor olmakla ondan nefret etmek arasında büyük fark vardır. İdeal olan, bu kişiden nefret etmek değil ona kayıtsız olmaktır. Elbette yaşanan güzel ve kötü hatıralar belleğinizin bir yerlerinde saklanmaya devam edecektir. Bu, işin anılar boyutudur. Ancak ayrıldığınız kişiden nefret etmek, onu hala ciddi şekilde gündeminizde tuttuğunuz anlamına gelir. Birine duyulan nefret, kişinin halihazırdaki diğer ilişkilerinde de muhatabıyla arasına giren görünmez bir engeldir. Bu blokajın etkisinden kurtulmadıkça tam olarak rahatlamak ve gerçekten hayata dokunmak mümkün olmaz.

Unutmayın, acınızı yaşamadıkça bu acıdan kurtulamazsınız. Bu acının izlerinden kurtulamadıkça da asla özgür olamazsınız. Acı çekmek trajedi yaşamak değildir, tam aksine yaşanan trajedinin etkilerini ortadan kaldırmaktır. Nietzsche der ki “Beni öldürmeyen şey, beni güçlendirir.”

Madem ki hala hayattasınız, çektiğiniz acı zamanla bilgiye ve güce dönüşecektir.

Acınızı inkar etmeniz ve hiçbir şey olmamış gibi davranmanız ters etki yapar ve bu acıyı bir takıntı haline dönüştürebilir. Acınızı yenmeye ve aşmaya ne kadar istekli olursanız olun, çektiğiniz acıyı inkar etmeyin, küçümsemeyin.

Aşk acınızdan korkmayın, ondan kaçmak yerine yanına oturun, onunla birlikte nefes alıp verin. Kendinize bir tür duygusal ameliyat yaptığınızı düşünün. Acıdan kurtulmanın tek yolu acının içine girmek, onu görmek, hissetmek ve dışarı çıkarmaktır. Konuşun, ağlayın ve yazın. Bir biçimde dışa vurun. Bu aşamada da aceleci olmayın. Süreç ne kadar zaman gerektiriyorsa o kadar zaman ayırın. Zamanla kurtulmayı başardığınızı hissedeceksiniz. Bir süre sonra daha dengeli tepkiler verir hale geleceksiniz.

Kesinlikle içinizde (geri döner mi dönmez mi?) şeklinde bir umut taşımamanız, kararlarınızı ona bırakmamanız ve onun düşüncesi ne olursa olsun kendi kararınızı uygulamanız gerekir.

Bu arada yaşayacağınız fiziksel şikayetlerinizin de normal olduğunu kabullenin. Unutmayın, bedeniniz ve ruhunuz yoğun bir stres altında ve uykusuzluk, iştah sorunları ve fiziksel rahatsızlıklar bedenin strese verdiği doğal tepkilerdir.

“Çivi çiviyi söker” diyerek eski sevgiliyi unutmak için hemen bir başkasıyla ilişkiye girmek de yaygın bir davranıştır. Oysa bu son derece yanlıştır! Başka insanlarla tanışmanın bir zararı olmaz ama yeni insanlarla duygusal (ve/veya cinsel) ilişkiye başlamak için çok yanlış bir dönemdesiniz. Biten bir aşkın acısını yaşıyorken ve içerideki yıkımı tam olarak onarmadan doğru kişiyi bulsanız bile doğru ilişkiyi yaşayamazsınız.

Kendinizi asla yeniden aşık olmaya zorlamayın. Ayrılık sürecinde en çok yapılan hatalardan biri budur. Birini unutmak adına kendinize yapay bir aşk elde edebilirsiniz ve bu yeni ilişki, durumunuzun daha da karmaşıklaşmasına neden olabilir.

Böyle bir tutum sergilerseniz hem kendinize hem de karşınızdaki kişiye yazık etmiş olursunuz. Bir viranenin üstüne sağlıklı bir yapı inşa edilemez. Zemindeki yıkıntılar tam olarak temizlenmedikçe yeni kurulacak ilişki zayıf temelli ve sallantıda olmaya mahkumdur. Ayrıca kimse kimsenin stepnesi olamaz. Bir insan kalbi diğerinin kırıklarını sarmak için yara bandı olarak kullanılmamalıdır.

Bu durumda karşınıza çıkan kişinin gerçekten size uygun biri olup olmadığından ziyade sırf hayatınızda sizi “oyalayacak” birinin olması, gündeminizde “yeni” birinin olduğunu bilmenin rahatlığı, sizi arayan, sms gönderen, sizinle yazışan birinin varlığının acınızı hafifletmesi sizi motive eder. Ancak bu motivasyon yeni ve sağlıklı bir ilişki için yeterli değildir. Kırılan onurunu tamir için de kişi bu yola gidebilir. Yeni bir ilişki ve yeni biri çoğu zaman, “terk edilsem ya da ilişkim bitse bile ben hala beğeniliyorum, arzulanıyorum” anlamında bir teselli olarak işlev görür.

Teoman bir şarkısında der ki:

“Daha kaç vücut gerekli,
Benim seni unutmama?
Senden önce senden sonra…”

Yalnız kalmaktan korkmayın. Bu, dünyanın sonu değildir. Sizin yaşadığınız acıları ve sıkıntıları yaşayan milyonlarca insan var yeryüzünde. Acınızdan korkmadan, kaçmadan ve ümitsizliğe kapılmadan “durmayı” başarabilirseniz bir süre sonra kendinizi tekrar iyi hissedecek ve nasıl olsa hayata yeniden karışacaksınız.

 

Ekleyen : - Tarih: 28 Kasım 2013 - 23:54 - Okunma Sayısı : 17 views
Google
almanya çet odaları

BENZER İÇERİKLER

İlginizi Çekebilecek Diğer İçeriklerimiz

DİĞER YORUMLAR

Yorumlarınızı Paylaşabilirsiniz

İsminiz

E-Posta Adresiniz

Cevabınız